Diriliş Ertuğrul

DİRİLİŞ ERTUĞRUL DİZİSİ

Türkiye’nin özellikle de son zamanlarında çarşamba akşamları saat 20:00’de TRT1 ekranlarında insanları ekranlara kilitleyen ve Diriliş Ertuğrul Canlı Son Bölüm İzlemek isteyenlerin vazgeçilmez dizi/film keyfi haline gelen en çok izlenen dizilerinden bir tanesidir. Sizler için Ertuğrul Dizisini izlediğiniz zamanlarda aldığınız keyifi biraz olsun araştırdık ve gerçek tarihte OSMANLI DEVLETİ’nin kurucularından olan OSMAN beyin babası olan Süleyman ŞAH oğlu Ertuğrul beyin hayatını konu alan ve şuanda, 60 ülke de oldukça sevilen ve popüler olan bizlerinde gururu haline gelen muhteşem bir dizidir.

 

Tarihte Diriliş Ertuğrul dizisinde yer alan Ertuğrul Gazi nasıl ölmüştür? Bu akşam sezon finali ile ekranlara gelen TRT 1 Diriliş Ertuğrul dizisinde Ertuğrul Bey’in yaralanma sahnesi ile birlikte Ertuğrul Gazi’nin hayatı büyük merak konusu oldu. Peki Ertuğrul Bey kimdir? Tarihteki yeri ve önemiyle birlikte ölüm tarihi haberimizin detayında.

 

13. Yüzyıl… Dünya yeni kudretini arıyordu. Ve Anadolu, emperyallerin kavgaya tutuştuğu bir diyardı. 1071’de Türklerin girdiği bu topraklara şimdi, Haçlılar ve Moğollar da ortak olmak istiyordu. Akdeniz, Karadeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Mezopotamya yeni sahibini arıyordu. İşte bu yangın yerinde ortaya çıkan Ertuğrul Gazi, hayallerine giderken aslında dünyaya yeni bir medeniyet armağan etti. Temellerini attığı devlet, dünyanın kaderini değiştirdi.

 

Osman Bey’in babaısı

Ertuğrul Gazi, Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyuna mensuptur. Babası Süleyman Şah, annesi Hayme Ana’dır. Eşi Halime Hatun’dur. Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Bey’in babasıdır. Ertuğrul Gazi’nin diğer oğulları Saru Batu Savcı Bey ve Gündüz Bey’dir. Ertuğrul Gazi’nin kardeşleri ise Sungur Tekin, Gündoğdu ve Dündar’dır.

IX. asırda Ertuğrul Gazi’nin ataları, yaklaşık 50 bin veya 70 bin hane olmak üzere diğer Oğuz boyları ile beraber Moğol istilasının da etkisiyle Buhara ve Semerkant (Özbekistan) üzerinden Ceyhun nehrini (Amuderya’yı) geçerek Horasan (Türkmenistan) bölgesinin Merv /Mohan şehrine yerleştiler.

İlk konak yeri Karacadağ’dır

Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubat, Ertuğrul Gazi idaresindeki Kayıhanlıları bu savaşlardaki hizmetlerinin karşılığında ödüllendirdi ve Ankara’nın batısındaki Karacadağ’ı kışlak-yaylak olarak verdi. Bu müjdeli haber Kayıhanlılar Kayseri’de bulunurken, Selçuklu başkenti Konya’ya gönderilen Ertuğrul Gazi’nin oğlu Saru Batu Savcı Bey tarafından getirildi. Ertuğrul Gazi’nin Anadolu’daki ilk konak yeri Karacadağ’dır. Böylece Ertuğrul Gazi ilk olarak tarih sahnesinde görünmüştür.

Cihad emrini yerine getirmek istedi

Kayıhanlıların şanını yüceltmek ve İslam’ın cihad emrini, cihan mefkûresini yerine getirmek isteyen Ertuğrul Gazi’nin batı uc bölgesinde gaza hareketlerinde bulunmaya başlaması; ileride kurulacak olan devletin siyasi hayatında uc geleneğinin yerleşmesine ve Bizans üzerine daimi gaza hareketlerinin yapılmasına vesile oldu.

diriliş-ertuğrul-hayatı

Gazi ünvanı verildi

Ertuğrul Gazi’nin siyasi ve askeri dehası, cesareti, yiğitliği, zekâsı ve aksiyonunun bir sonucu olarak, XIII.asrın ortalarında Karacahisar ve Söğüt fethedildi. Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubat, bu fetihlerin sonucunda mükâfat olarak Domaniç, Söğüt ve çevresini kendisine yurt/mülk olarak verdi. Yazları Domaniç yaylalarında, kışları Söğüt’te geçiren Ertuğrul Gazi, Selçuklu Devleti’nin kuzey-batı uç sınırlarını en iyi şekilde koruyup, asayişi temin etti. Domaniç-Söğüt ve çevresine hâkim olduktan sonra, Bizans sınır boylarında bulunan diğer uç beyleriyle birlikte cihad ve gaza ile meşgul olmaya devam etti. Ertuğrul Gazi, komşu Bizans tekfurlarına (valilerine) karşı kazandığı parlak başarılarından dolayı “gazi” unvanı aldı.

Ertuğrul Gazi nasıl öldü?

Ertuğrul Gazi, yöneticiliği döneminde aşiretinin nüfusunun az olmasından dolayı barış merkezli, tedbirli ve ihtiyatlı bir siyaset izledi. Çevresinde bulunan Türkmen beylikleri ve Bizans (İnegöl-Karacahisar-Bilecik) tekfurlarıyla daima iyi geçinip onların durumlarını ve siyasi şartları gayet iyi değerlendirerek başında bulunduğu aşiretini ve idaresi altında yaşayanları sulh ve sükûn içinde yaşattı. Ertuğrul Gazi, emri altındaki topraklarda yaşayan halk tarafından çok sevilen ve sayılan bir kişiydi. Söğüt’teki Hıristiyan tebaası da Ertuğrul Gazi’yi yürekten seviyor ve sayıyordu. Yurt tuttuğu bölgede huzur ve güveni sağladı.

Ertuğrul Gazi, 1281 senesinde 93 yaşlarında iken Söğüt’te vefat etti. Türbesi Söğüt’tedir. Her yıl eylül ayının 2.haftası pazar günü anma törenleri yapılmaktadır.

ertuğrul-kim

ENGİN ALTAN DÜZYATAN KİMDİR?

26 Temmuz, 1979 yılında dünyaya gelen Engin Altan Düzyatan İzmirlidir. Asıl kökeni Arnavut olan Engin Altan Düzyatan dizi oyuncusu ve sunucudur.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunu olan Engin Altan Düzyatan ilk olarak Kenter ve DOT Tiyatrosu’nda görev almış

İlk olarak 2002 yılında Koçum Benim adlı dizi ile televizyon ekranlarına çıkan Engin Altan Düzyatan oyunculuğu ile yapımcıların dikkatini çekmiş 2005 yılında Kalbin Zamanı filmi ile beyaz perdeyle tanışmıştır.

Sunuculuk deneyimini ise 2010 yılında 1 Milyon Canlı Para adlı yarışma programı ile edinmiştir

2014 yılında Neslişah Alkoçlar ile evlenen Engin Altan Düzyatan bu evlilikten Emir Aras adında bir evlat sahibi olmuştur.

Şimdilerde TRT 1 ekranlarında yayınlanan Diriliş Ertuğrul dizisinde rol alan Engin Altan Düzyatan oyunculuğu ile herkesi etkilemeyi başarmıştır.

TRT 1’in reyting rekortmeni ve fenomen hale gelen dizisi Diriliş Ertuğrul, önceki gün yayınlanan 96. bölümüyle yeni bir rekora imza attı. Başladığı günden beri reyting listelerinin zirvesinde yer alan dizi dün akşam yayınlanan bölümünde ABC 1’de 20,32, AB’de 20,53 ve TOTAL’de 16,04 oranlarıyla son yılların en yüksek reytingini alan yapım oldu.

Diriliş Zirvedeki Yerini Koruyor!

Yayınlandığı günden beri ABC 1, AB ve TOTAL gruplarında birinci olan dizi önceki akşam Ertuğrul’un obasına döndüğü, Dündar’ın Hanlı Pazar’ı satmasını engellediği ve Selçuklu Sultanı Keykubat tarafından “Uç Beyi” olarak ilan edildiği bölümüyle, izleyicileri televizyon ekranlarına kitlerken ABC 1’DE 20,32 reyting ve 39,35 share, AB’de 20,53 reyting ve 42,02 share, TOTAL’de 16,4 reyting ve 34,69 share oranlarıyla yeni bir rekora daha imza attı. Diriliş Ertuğrul aldığı reyting oranlarıyla en çok izlenen yapım olmayı başardı.

 

Anahtar: dirikiş ertuğrul izle, diriliş ertuğrul son bölüm, diriliş ertuğrul yeni bölüm, diriliş ertuğrul fragman, diriliş dizisi, trt1, diriliş fragman izle, diriliş dizi film izle, diriliş ertugrul son bölüm

2 comments

  1. Diriliş Ertuğrul Dizisinin Tarihsel GerçekliğiDiriliş Ertuğrul dizisinin tarihsel gerçekliği yeterlimi? Dizide yaşanan vakalara tarih bilimi ile bakarsak hangi sonuçlara varırız?
    Diriliş Ertuğrul dizisi, uzun yıllardır televizyonlarda gördüğümüz en başarılı tarih temalı yapıt olma özelliğini taşıyor. Muhteşem Yüzyıl felaketinden sonra izleyenleri tarihin gerçeklikleri ve muazzam atmosferini yaşatmayı başaran Diriliş Ertuğrul dizisi, hem tarih meraklıları tarafından hem de tarihçiler tarafından yakından takip ediliyor.

    Peki bu dizide canlandırılan karakterler ve senaryoda söz konusu edilen vakalar tarihsel gerçeklerle ne denli örtüşüyor ve tarihsel serüvene sadık kalındığı taktirde ilerleyen bölümlerde karşımıza neler çıkacak; İşte bu soruların yanıtlarını bulabilmemiz için tarih bilimi bize pek çok ipucu sunuyor.

    Kayı Obası Değil Kayı Oymağı
    Dizinin güncel olan (6.) bölümüne kadar senaryoda geçen konuları irdeleyerek başlayalım. Dizi şuan Öncelikle ilk ve en büyük hataya değinmek durumundayız. Kayılar, dizide tasfir edildiği üzere 2000 çadır kadar küçük bir oba değildi. Aslında zaten “Oba” değil bir Oymaktır. Oba’lar genelde 10-20 çadırlık küçük ailelerden oluşur, Oba’nın beyini bir heyet belirlemez; Ailenin reisi doğrudan Oba beyi olur. Oymak ise bir boyun kolunu teşkil eder ve birliğin ileri gelen ailelerinden büyükler bir heyet oluşturarak Oymağın beyini tayin ederler. Eğer Oymak yeteri kadar büyükse siyasi istikrar amacıyla Beylik babadan oğula geçer. Buradan hareketle 2000 çadırlık Oba olmaz, ancak oymak olabilir. Muhtemelen senaryoda ve repliklerde Oba kelimesi, Oymak kelimesine tercih edilmiş ve bu minvalde kullanılmıştır. Bu hususta bir diğer kritikte Oymağın 2000 çadırdan oluşması fazlaca mütevazi bir yaklaşım olur. Zira Kayı’lar, Horasan’dan Anadolu’ya girdiklerinde (2 Yüzyıl kadar önce) 50-70 Bin çadırlık büyük bir Boy olduğu kabul görür. Böylesi büyük bir Boyun 2000 çadıra düşmesi muhtemel değildir. Zira böyle büyük bir bölünme gerçekleşmiş olsaydı muhakkak tarih kayıtlarında Kayı’lara ait diğer Oymak ve Oba’larla da karşılaşırdık. Kuvvetle muhtemel ki; Prodüksiyon maliyetleri gereği bu konuya gerekli hassasiyet gösterilmemiş.

    Ertuğrul Gazi’nin Kardeşleri
    Dizi de karşımıza üç kardeş olarak Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar çıkıyor. Ancak tarih kayıtları ailenin en büyük oğlunun Sungur Tekin olduğunu gösteriyor. Dizi de Sungur Tekin’in varlığı söz konusu bile olmamış. Belki ilerleyen bölümlerden birden bire ortaya çıkabilir ancak bu tarihsel hatayı örtemeyecektir. Zira Sungur Tekin, saltanat mücadelesinin en önemli aktörüdür ve Halep’e göç ederken Oymağının başındadır. Muhtemelen Sungur Tekin karakteri diziye sonradan sürpriz olarak dahil edilecek gibi görünüyor.

    Kayıların Halep Göçü
    Senaryoya göre hali hazırda 1220-1230’larda bir tarih canlandırılıyor. Ertuğrul Gazi henüz 25-30 yaşlarında ve evlenmemiş, Selçuklu Devleti ise Alaeddin Keykubat tarafından yönetilmektedir. Kayılar Erzincan dolaylarında Yaylamış durumdadır. Gerçi her ne kadar dizinin akışında bulundukları şehrin ismini telaffuz etmeseler de tarih kayıtları bize böyle olduğunu hatırlatıyor. Dönemin siyasi çalkantılarından günümüzde yeteri kadar kayıt bulunmadığından Halep’e neden göç etme kararı alındığını anlayamıyoruz. Ancak Erzincan-Erzurum hattında sert iklim nedeniyle Kışlanacak bir yer olmadığı ve bu sebeple yeni Yurt arayışına girildiği fikri oldukça mantıklı. Senaryo, tarihsel verilerin yetersiz kaldığı noktalarda mizansen ile serüveni tamamlamış. Ancak Halep konusunda ciddi yanlışlar söz konusu.

    Halep, Suriye’nin en kuzeyinde, Gaziantep sınırımızda bulunuyor. Bu bölge, söz konusu tarihlerde Ünlü kumandan Selahaddin Eyyubi’nin kurduğu Eyyubi Sultanlığının hakimiyet alanıydı. Öncelikle Eyyubi Sultanlığının söz konusu tarihteki kısa serüvenini inceleyelim. Selahaddin Eyyubi 1193 yılında ölmüş, yerine oğlu oğlu “Aziz Osman” geçmiş ve 1198 yılında vefat etmiş, onun yerine de oğlu Mansur 1200 yılına kadar hüküm sürmüştür. Küçük yaşta tahta çıkan Mansur’dan sonra Eyyubi Sultanlığına Selahattin Eyyubi’nin küçük kardeşi Adil çıkmış ve 1218 yılına kadar hüküm sürmüştür.

    Dizi de canlandırılan El Aziz karakterine paralellik arz eden tek Eyyubi hükümdarı Aziz Osman’dır. Aziz Osman, Amcası (Selahaddin Eyyubi’nin kardeşi) Adil’i veziri yapmış ve devleti Amcasının kontrolünde yönetmiştir. Vezir Adil, yeğeni Aziz Osman’ı devletin yönetiminden uzaklaştırarak idareyi kontrolü altına almıştı. Görüldüğü üzere Dizideki “El Aziz” karakteri Selahaddin Eyyubi’nin oğlu Aziz Osman’ı, Atabey Şahabettin’i ise Selahaddin Eyyubi’nin kardeşi Adil’i işaret ediyor. Buradaki esas hata tarihi karakterlerin isimlerine sadık kalınmaması değil. Adil Aziz Osman’ın Dayısı değil Amcasıydı. Aziz Osman, 1193-1198 yılları arasında hüküm sürüyor. Oysa Ertuğrul Gazi 1191 yılında doğmuştur. El Aziz’in hüküm sürdüğü yıllarda Ertuğrul Gazi henüz 7 yaşındaydı. El Aziz karakterinin yani Aziz Osman’ın sarayı ise Halep’de değil Şam’daydı. Ertuğrul Gazi’nin 20’li yaşlarında Eyyubi Sultanlığı Selahaddin Eyyubi’nin kardeşi Adil tarafından yönetilmekteydi.

    Görüldüğü üzere dizi, kaliteli yapımına ve bütçesine rağmen tarihin kaynaklarından yeteri kadar istifade etmemiş ve zaman-mekan bütünlüğünü sağlayamamıştır.

    Dizideki Diğer Mizansen Unsurları
    Dizide karşımıza akışa renk katan pek çok mizansen çıkıyor. Kara Toygar, Kaçak Şehzadeler, Kurdoğlu, v.b. Bu karakterlerin hiçbirine tarih kaynaklarında rastlamamız mümkün değil. Ancak Şehzadeler meselesinin bir dayanağı olmasa da mizansene oldukça uygun. Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı Alaeddin Keykubat, babası Alaeddin Keyhüsrev hayatta iken kardeşleri ile taht mücadelesine girişmiş, neticede saltanata sahip olabilmişti. Bu saltanat mücadelesinde diğer kardeşleri ile bir husumet söz konusu olabilir elbette. Ancak söz konusu mücadelelerde Kayıların rol oynadığını söylemek tahminden öteye gidemez. Ayrıca Ertuğrul Gazi’nin müstakbel eşi Halime Hatun’un da saltanat mensubu bir sultan olmadığını biliyoruz. Tarih bize böyle bir bulgu sunmamıştır. Senaryo yazarları bu konuda mizansene başvurarak bu hususu mantıklı bir zemine oturtmuşlardır.

    İlerleyen Bölümlerde Karşımıza Neler Çıkacak?
    Dizinin ilerleyen bölümlerinde tarihsel vakalara sadık kalınırsa bazı olası senaryolar söz konusu olabilir. Süleyman Şah, kesin olmayan ancak kuvvetli tevatürlere göre Fırat nehrinde boğulmuştur. Dizinin güncel bölümlerinde Süleyman Şah hasta yatağında Halep’e doğru yol alıyor. Bu iki olgu yanlış bir kanaatle bir arada tutulabilir. Süleyman Şah’ı Halep yolunda boğulmasına şaşırmamak gerekir. Oysa Süleyman Şah, Halep yolunda değil Halep’e ulaştıktan bir süre sonra, yanında birkaç beyle birlikte Cabir kalesine giderlerken Fırat nehrinde boğulmuştur. Cabir kalesi Erzincan – Halep yolu güzergahında değildir. Fırat Nehri’nin Halep’e en yakın kolu ise yaklaşık 150 km. uzaklıktadır. Umarız böyle bir hata yapılmaz ve Halep göçü esnasında Süleyman Şah’ı Fırat Nehrinde boğmazlar. Bizde ünlü oyuncu Serdar Gökhan’ı izleme zevkinden mahrum kalmayız.

    Peki Kayılar Halep’e göç edecekler mi? Dizide Halep göçü Emir El Aziz tarafından engellenmişti. Ancak tarih kayıtları Kayıların Halep’e göç ettiklerini işaret ediyor. Yani ilerleyen bölümlerde Halep’e göçle ilgili sorunlar ortadan kalkacak ve Kayılar yeni yurtlarına kavuşacaklar. Peki sonra ne olacak?

    Birkaç bölümlük tahminde bulunamayız. Zira konular senaryo gereği dramatize edilerek yavaş yavaş işleniyor. Ancak tarihsel tutarlılık gereği uzun vadede olması muhtemel senaryolarda Kayılar Halep’e yerleşecek ve bir süre burada bölünmeden varlıklarını devam ettirecekler. Süleyman Şah Obasına tekrar hükmedecek ancak karışıklıklar sona ermeyecek. Ertuğrul Gazi’nin zamanla rüştünü ispatlayıp Oba halkının itibarını kazanması müteakip ağabeyi Gündoğdu ile beylik rekabetine gireceklerine kesin gözüyle bakabiliriz. Gündoğdu bu konuda daha hevesli olacaksa da Ertuğrul ağabeyinin tutumu karşısında bir refleks geliştirecektir. Süleyman Şah’ın vefatından sonra ise Oba’da bölünmeler yaşanacak.

    Tarihi kayıtlara göre Kayılar, Süleyman Şah’ın vefatından sonra Halep’den göç etme kararı alacaklar ancak Oba’nın bir kısmı Halep’te kalacak. Belki de obanın bir kısmı Kurtoğlu Bey’le ya da Süleyman Şah’ın oğullarının dışında birinin liderliğinde Halep’te kalacak, Ertuğrul, Gündoğdu ve Dündar ile birlikte Çukurova’ya göç edecekler. Kayıların Halep’ten göç etmeleri Süleyman Şah’ın ölümünden kısa bir süre sonrasına tekabül ediyor. Yani Süleyman Şah ölene kadar Kayılar Halep’te varlıklarını devam ettireceklerdir.

    Ertuğrul Bey eğer senaryoda tarihsel atlama yapılmaz ise yakın bölümlerde Kayı Obasının tümüyle beyi olamayacak. Süleyman Şah’ın vefatından sonra Çukurovaya göç edilecek, burada da bir bölünme yaşanacak ve Oba’nın bir kısmı Ertuğrul, Gündoğdu ve Dündar Beylerin liderliğinde Erzurum-Pasinler tarafına göç edecekler. Ertuğrul’un Bey olması işte bu konuların işlendiği bölümlerde mümkün olabilecek. Zira Pasinler ovasında bir başka ayrılık gerçekleşecek, büyük kardeşler Gündoğdu ve diziye katılır Sungur Tekin Obanın bir kısmı ile ata yurtları olan Horasan’a dönecek, küçük kardeşler Ertuğrul ve Dündar, anneleri Hayme Anayla birlikte batıya doğru ilerleyerek Selçuklu Devletine tamamen tabi hale gelecekler. Tabi bu tarihlerde Ertuğrul Bey çoluk çocuğa karışmış olacak ve bizde Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey’in çocukluğunu görmüş olacağız. Muhtemelen dizi bu dönemlere kadar uzamayacaktır. Zira dizinin ana karakteri Ertuğrul Gazi’dir. Kuvvetle muhtemel ki Osman Bey dünya ya geldiğinde dizi final yapar ve beklide “Diriliş Osmanlı” filmi ile kaldığı yerden devam eder.

  2. TRT’nin dönem dizisi ‘Diriliş Ertuğrul’ hem oyuncuların performansı hem de hikayeyi işleyiş biçimiyle ekran başındakilerden tam not aldı.

    DÜNYANIN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ

    13. Yüzyıl… Dünya yeni kudretini arıyordu. Ve Anadolu, emperyallerin kavgaya tutuştuğu bir diyardı. 1071’de Türklerin girdiği bu topraklara şimdi, Haçlılar ve Moğollar da ortak olmak istiyordu. Akdeniz, Karadeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Mezopotamya yeni sahibini arıyordu. İşte bu yangın yerinde ortaya çıkan Ertuğrul Gazi, hayallerine giderken aslında dünyaya yeni bir medeniyet armağan etti. Temellerini attığı devlet, dünyanın kaderini değiştirdi.

    OSMAN BEY’İN BABASI

    Ertuğrul Gazi, Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyuna mensuptur. Babası Gündüzalp, annesi Hayme Ana’dır. Eşi Halime Hatun’dur. Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Bey’in babasıdır. Ertuğrul Gazi’nin diğer oğulları Saru Batu Savcı Bey ve Gündüz Bey’dir. Ertuğrul Gazi’nin kardeşleri ise Sungur Tekin, Gündoğdu ve Dündar’dır.

    IX. asırda Ertuğrul Gazi’nin ataları, yaklaşık 50 bin veya 70 bin hane olmak üzere diğer Oğuz boyları ile beraber Moğol istilasının da etkisiyle Buhara ve Semerkant (Özbekistan) üzerinden Ceyhun nehrini (Amuderya’yı) geçerek Horasan (Türkmenistan) bölgesinin Merv/Mohan şehrine yerleştiler.

    SÜLEYMANŞAH FIRAT NEHRİ’Nİ GEÇERKEN BOĞULDU

    XI. asrın 2. yarısında Selçuklular’la beraber Azerbaycan üzerinden Doğu Anadolu’ya Van Gölü’nün batısında yer alan Ahlat’a ulaştılar. Burada Selçuklu Beyleri ile beraber Gürcüler’e ve Trabzon Rum İmparatorluğu’na karşı gaza ve fütuhata katıldılar. Bir süre bu bölgede kaldıktan sonra Erzurum ve Erzincan’a, oradan da güneye inerek Halep taraflarına göç ettiler. Bir rivayete göre; Kayıhanlıların reisi Gündüzalp (Süleymanşah), Halep’te Caber Kalesi’nin kuzey batısında Fırat nehrini geçerken boğularak vefat etmiştir. Şimdi Türk Mezarı olarak bilinen Suriye’deki bu mezar Gündüzalp’e atfedilmektedir.

    İKİYE BÖLÜNDÜLER

    Gündüzalp’in vefatı üzerine, Kayıhanlılar’ın bir kısmı Halep’te kaldı, bir kısmı ise Çukurova’ya göç etti. Çukurova’da da Kayıhanlılar ikiye bölündü. Aşiretin bir kısmı Gündüzalp’in dört oğluyla birlikte kuzeydoğuya doğru hareket ederek Erzurum-Pasin ovasına, Sürmeliçukur’a göç etti. Burada aralarında anlaşmazlık çıktı. Gündüzalp’in büyük oğulları Sungur Tekin ve Gündoğdu’nun da içinde bulunduğu aşiretin bir kısmı asıl yurtlarına, Horasan’a döndüler. Ertuğrul Gazi, annesi Hayme Ana ve küçük kardeşi Dündar’ın bulunduğu aşiret ise bir müddet Sürmeliçukur’da kaldıktan sonra batıya doğru hareket etti. Bir rivayete göre; bu yolculuk sırasında Erzurum-Sivas arasında yer alan Yassı Çimen’de Selçuklular ve Harezmşahlar arasındaki savaşta Ertuğrul Gazi idaresindeki Kayıhanlılar Selçuklu safında yer almışlar ve Harezmşahlar’ın yenilmesini sağlamışlardır. Bir başka rivayete göre ise; Kayıhanlılar Sivas-Hafik’te gerçekleşen Selçuklu-Moğol savaşında yenilmek üzere olan Selçuklu ordusuna yardım ederek Selçukluların safında yer almış ve Moğolların yenilmelerini sağlamışlardır.

    İLK KONAK YERİ KARACADAĞ’DIR

    Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubat, Ertuğrul Gazi idaresindeki Kayıhanlıları bu savaşlardaki hizmetlerinin karşılığında ödüllendirdi ve Ankara’nın batısındaki Karacadağ’ı kışlak-yaylak olarak verdi. Bu müjdeli haber Kayıhanlılar Kayseri’de bulunurken, Selçuklu başkenti Konya’ya gönderilen Ertuğrul Gazi’nin oğlu Saru Batu Savcı Bey tarafından getirildi. Ertuğrul Gazi’nin Anadolu’daki ilk konak yeri Karacadağ’dır. Böylece Ertuğrul Gazi ilk olarak tarih sahnesinde görünmüştür.

    UÇ BEYLİĞİ VERİLDİ

    Ertuğrul Gazi Karacadağ’a yerleşince, Ankara ve Eskişehir arasındaki bölgede gaza ve fütuhat faaliyetlerine başladı. Anadolu’nun batı kısmı o devirde Türkler için bir gaza diyarı idi. Kendilerine “uçbey” adı verilen ve sınırlarda gaza ve fütuhatta bulunan diğer Türk beyleri gibi Ertuğrul Gazi’ye de uç beyliği verildi. Uçbeyi olarak Bizans şehir ve kasabalarına karşı akın ve gazalarda bulunan Ertuğrul Gazi’ye, Selçuklu Sultanları I. Alaeddin Keykubat ve II.Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından kumandanlık/devlet adamlığı payesi verildi.

    I.Alaeddin Keykubat, Selçuklu arazisine saldıran Rumlara hem ders vermek hem de batı (Bizans) sınırlarını itaat altına almak amacıyla İnegöl ve Yenişehir’e akın düzenledi. Ertuğrul Gazi bu akında öncü kuvvetlerin komutanı olarak Selçuklu hizmetindeydi. Ermeniderbendi’nde Bizans ordusu ağır bir yenilgiye uğratıldı. Bu zafer sonrası Sultan, Ertuğrul Gazi’yi taltif ederek Eskişehir (Sultanönü) ve çevresini ikta/dirlik olarak verdi.

    CİHAD EMRİNİ YERİNE GETİRMEK İSTEDİ

    Kayıhanlıların şanını yüceltmek ve İslam’ın cihad emrini, cihan mefkûresini yerine getirmek isteyen Ertuğrul Gazi’nin batı uc bölgesinde gaza hareketlerinde bulunmaya başlaması; ileride kurulacak olan devletin siyasi hayatında uc geleneğinin yerleşmesine ve Bizans üzerine daimi gaza hareketlerinin yapılmasına vesile oldu.

    Selçuklu Devleti’nin Moğolların idaresi altına girdiği bir zamanda (yıkılma sürecinde) Anadolu’daki Türk Beylikleri Selçuklu’dan ayrılırken, Ertuğrul Gazi vefakarlık göstermiş ve Selçuklular’a bağlı bir uç beyi olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Ertuğrul Gazi’nin bu vefakârlığının yanı sıra gaza-cihad gibi manevi bir yükümlülüğü kendine şiar edinmesi hem halk, hem de devlet erkânı arasında gayet güzel bir muhabbet hissi uyandırmış ve Anadolu’nun dört bir tarafından gelen gazilerin, dervişlerin, âlimlerin, diğer yörelerdeki Türkmenlerin onun sancağı altında toplanmasına sebep olmuştur.

    BAŞARILARINDAN DOLAYI GAZİ ÜNVANI VERİLDİ

    Ertuğrul Gazi’nin siyasi ve askeri dehası, cesareti, yiğitliği, zekâsı ve aksiyonunun bir sonucu olarak, XIII.asrın ortalarında Karacahisar ve Söğüt fethedildi. Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubat, bu fetihlerin sonucunda mükâfat olarak Domaniç, Söğüt ve çevresini kendisine yurt/mülk olarak verdi. Yazları Domaniç yaylalarında, kışları Söğüt’te geçiren Ertuğrul Gazi, Selçuklu Devleti’nin kuzey-batı uç sınırlarını en iyi şekilde koruyup, asayişi temin etti. Domaniç-Söğüt ve çevresine hâkim olduktan sonra, Bizans sınır boylarında bulunan diğer uç beyleriyle birlikte cihad ve gaza ile meşgul olmaya devam etti. Ertuğrul Gazi, komşu Bizans tekfurlarına (valilerine) karşı kazandığı parlak başarılarından dolayı “gazi” unvanı aldı.

    SÖĞÜT’TE VEFAT ETTİ

    Ertuğrul Gazi, yöneticiliği döneminde aşiretinin nüfusunun az olmasından dolayı barış merkezli, tedbirli ve ihtiyatlı bir siyaset izledi. Çevresinde bulunan Türkmen beylikleri ve Bizans (İnegöl-Karacahisar-Bilecik) tekfurlarıyla daima iyi geçinip onların durumlarını ve siyasi şartları gayet iyi değerlendirerek başında bulunduğu aşiretini ve idaresi altında yaşayanları sulh ve sükûn içinde yaşattı. Ertuğrul Gazi, emri altındaki topraklarda yaşayan halk tarafından çok sevilen ve sayılan bir kişiydi. Söğüt’teki Hıristiyan tebaası da Ertuğrul Gazi’yi yürekten seviyor ve sayıyordu. Yurt tuttuğu bölgede huzur ve güveni sağladı.

    Ertuğrul Gazi, 1281 senesinde 93 yaşlarında iken Söğüt’te vefat etti. Türbesi Söğüt’tedir. Her yıl eylül ayının 2.haftası pazar günü anma törenleri yapılmaktadır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.